GELECEĞİN DİSTOPİK KODLARI: BLADE RUNNER VE İNSANLIĞIN ONTOLOJİK KRİZİ
Semiyotik Bir Okuma: Panoptikon’dan Varoluşsal Sancıya “Ridley Scott’ın 1982 yapımı başyapıtı Blade Runner, sadece bir bilimkurgu değil; modernitenin, kapitalizmin ve insan olmanın sınırlarının sorgulandığı görsel bir felsefe kitabıdır. Los Angeles’ın 2019 yılındaki o karanlık ve yağmurlu tasviri, aslında günümüz toplumunun korkularına tutulmuş bir aynadır. Bu analizde, filmin sembolik dilini; Baudrillard’ın simülasyon kuramı, Foucault’nun gözetim toplumu […]

