Sıfırdan Medeniyet İnşa Etmek: Bilginin En Büyük Güç Olduğunun Kanıtı
Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu? Jules Verne bu klişe soruyu alıp bir şaheser yaratmıştır. Cevabı basittir: Bilgi, Bilgi, Bilgi.

“Esrarlı Ada”, sıradan bir hayatta kalma (survival) romanı değildir. Balondan düşen beş adamın, ceplerindeki tek bir kibrit çöpü ve zihinlerindeki “entelektüel sermaye” ile o vahşi adayı nasıl modern bir fabrikaya dönüştürdüklerinin destanıdır. Bu kitap, insanın doğa karşısındaki çaresizliğinin değil, akıl yoluyla doğaya hükmedişinin hikayesidir.
Grubun lideri Mühendis Cyrus Smith, modern edebiyatın en yetkin karakterlerinden biridir. O, dua edip kurtarılmayı beklemez. Kimyayı kullanarak patlayıcı yapar, fiziği kullanarak asansör kurar, coğrafyayı kullanarak tarım arazisi açar.
Verne bize şu stratejik dersi verir: Eğer kafanın içinde bir medeniyet taşıyorsan, dünyanın en ıssız yerinde bile o medeniyeti yeniden kurabilirsin.
Bu kitap, bir girişimcinin veya liderin okuyabileceği en iyi “Problem Çözme” rehberidir. Kaynaklar kısıtlıyken (Resourcefulness) nasıl üretim yapılacağının teknik bir demosudur.

Ancak adada yalnız değillerdir… Roman boyunca kahramanların açıklayamadığı “gizli bir el” onlara yardım eder. Bu gizem, bizi önceki kitapta tanıdığımız o büyük dahiye, Kaptan Nemo’ya ve onun trajik finaline götürür.
Mühendis Cyrus Smith’in yapıcı dehası ile Kaptan Nemo’nun küskün ve yıkıcı dehası bu adada yüzleşir. Biri geleceği inşa ederken, diğeri geçmişiyle hesaplaşmaktadır.
Eğer “Çaresizim, imkanım yok” bahanelerine sığınan biriyseniz bu kitabı okuyun ve utanın. “Esrarlı Ada”, insanın elinde hiçbir şey yokken bile neleri başarabileceğinin, bilimin ve azmin en büyük ilham kaynağıdır.
