Deniz kenarına kurulmuş olan, balkonuna çıktığında sadece denizin görüldüğü, herhangi bir insanın olmadığı bir evdeyim. Yanımda sadece sevdiğim kadın var. Balkonda bir hamak var; öylece yatıyoruz. Herhangi bir şeyi düşünmeden, kaygılanmadan, rahatça, hiç konuşmadan…
Hava biraz serin, ferahlatıcı, biraz da sıcak fakat denge çok güzel. Gözlerimiz kapalı; denizden gelen dalga sesleri, iyot kokusu… Bahçemize ektiğimiz mimoza çiçekleri, denizin mis kokusuyla bir ahenk içinde, tüm benliğimizi rahatlatıyor.
Öyle bir an ki bu, tarifi kelimelerle olmayan ancak yaşayarak kavranabilecek bir durum. Tüm toplumsal kurallardan, tüm yapılardan, tüm problemlerden soyut; sadece o anı yaşıyoruz.
Bu anı yaşayabilmek için çok fedakarlık yaptık. Çok zor anlar yaşadık. Her zerresine değdi. Bekledim, bekledim, bekledim… Sonunda neticeye bağlandı.
Çabaladık, uğraştık ama başardık. Şimdi tadını çıkartma zamanı.
Artık konuşacak herhangi bir kelimeye gerek yok. Her şey zamanında konuşuldu, bitti. Artık kelimelere ihtiyaç duymuyoruz, gerek yok.
Çünkü her şey planladığımız gibi… Çünkü biz böyle istedik, çünkü biz başardık.
