Okyanusun Altındaki “Üstinsan”: Kaptan Nemo ve Nautilus

Eğer bu kitabı sadece “deniz canavarları ve macera” sanıyorsanız, büyük resmi kaçırıyorsunuz demektir. Jules Verne’in başyapıtı, insanlık tarihinin en karizmatik ve tehlikeli anti-kahramanlarından birinin, Kaptan Nemo’nun manifestosudur.
Bu roman, yeryüzündeki tiranlıktan, savaşlardan ve insanlığın ikiyüzlülüğünden tiksinen bir dâhinin; kendi dünyasını, kendi kurallarını ve kendi özgürlüğünü inşa etme hikayesidir.
Kaptan Nemo, karadaki “sürüden” ayrılmış, bilimi ve mühendisliği kullanarak kendine Nautilus adında çelikten bir kale inşa etmiştir. O, denizin derinliklerinde, hiçbir devletin kanunlarının işlemediği bir yerde mutlak bir özgürlük yaşar.

Onun gemisindeki Latince slogan, aslında her özgür ruhun hayalidir: “Mobilis in Mobili” (Değişken unsur içinde hareket eden). Yani; dünya ne kadar kaos içinde olursa olsun, sen uyum sağla ve yoluna devam et.
Kitap, teknolojik üstünlüğün ve bilginin, doğru kullanıldığında insanı nasıl bir “Tanrı”ya dönüştürebileceğini, ancak öfke ile birleştiğinde nasıl bir yıkım makinesi olabileceğini anlatır.

Nemo, bir yönüyle Nietzsche’nin “Üstinsan”ına benzer. Kendi ahlakını yaratmıştır. Okyanusun hazineleriyle sanatı ve bilimi finanse eder, ezilen halklara gizlice yardım eder ama “uygar” dediğimiz o modern toplumu reddeder.
Profesör Aronnax ile Nemo arasındaki diyaloglar, bir macera romanından çok, medeniyet ve doğa üzerine felsefi bir satranç maçı gibidir.
Sadece denizaltıların icadını öngördüğü için değil; bir insanın toplumdan tamamen koptuğunda zihninin nasıl hem özgürleşip hem de karanlıklaştığını görmek için okunmalı.
Özgürlük, bedel ister. Ve Nemo, bu bedeli “yalnızlık” ile ödemeye hazırdır.
